top of page

Profil


Yazılarım (69)

15 Mar 202610 dk.
Necip Fazıl Tarihi Nasıl Yorumluyor?
Necip Fazıl, Resûlullah’ın Veda Hutbesi'ndeki "İşte zaman, devrini icra ede ede çıktığı noktaya vardı!" sözünü, helezonik tarih anlayışının bir sırrı olarak yorumlar. Bu ifade, tarihin kemale ererek zamanın adeta metafizik bir sıfır noktasına, yani saf başlangıç anına döndüğünü tesciller. Bu an, kendisinden sonraki tüm "aksiyon"ların ölçüleceği mutlak ve değişmez standardı belirler. Artık süreklilik, Hz. Peygamber'in getirdiği ölçülerin takip edilmesiyle sağlanacaktır. Bu sürekliliğin ifadesi i

113
0
7 Mar 202611 dk.
Cinsiyet Tartışmalarına İslamî Bakış
Toplumsal cinsiyet rollerinin cinsel kimliği belirlediği anlayışı, Müslümanların biyolojik cinsiyet tezine yapışmasını gerektirmediği gibi, bilakis toplumsal cinsiyet tezine dayanarak İslâm'ı mahkûm etmek isteyenleri haksız, İslâm'ın ahlâk dâvasını ise haklı çıkarır. Toplumsal cinsiyet teorisyenleri; "Cinsiyet doğuştan verili bir paket değildir, sonradan inşa edilir" derken, aslında farkında olmadan materyalist determinizmi yıkmışlardır.

300
0
6 Mar 202614 dk.
Modernizmden Postmodernizme
Giriş Modern düşünce, dogmaları ve kilise otoritesini yıkarak yerine aklı ve bilimi koymuştur. İnsanlar artık hakikati göklerde değil, kendi akıllarında ve yeryüzünde aramaya başlamışlardır. Fakat bu durum, eski düşünce kalıplarının tamamen terk edildiği anlamına gelmez. Modernite, metafiziğin o kadim binasını yıkmamış, sadece içindeki sakinleri değiştirmiştir. Değişmez ve mutlak olanın tahtına, Tanrı yerine insan aklı ve düşünen özne oturmuştur. Descartes düşüncesi bu yer değiştirmenin en...

175
0
2 Mar 202613 dk.
Evrim ve İslam Tartışmasına İki Farklı Bakış: Shoaib Ahmed Malik ve Selim Gürselgil
İslam düşüncesinin modern bilimle, özelde ise evrim teorisiyle imtihanı, son iki asrın en çetin entelektüel düğümlerinden birini oluşturmaktadır. Bu düğümü çözmeye aday iki önemli eser, Dr. Shoaib Ahmed Malik’in Gazzâlî ve Modern Evrim Paradigması ile Selim Gürselgil’in Yaratılmışların Tekâmülü adlı çalışmalarıdır.

253
0
28 Şub 202613 dk.
Batı'nın Tabiat Anlayışındaki Dönüşümler
Fritjof Capra’nın Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası ile R. G. Collingwood’un Doğa Tasarımı isimli eserleri, Batı düşünce tarihinin en temel taşlarından biri olan "tabiat" kavramının geçirdiği dönüşümü ve bu dönüşümün günümüzdeki sonuçlarını benzer bir tarihî seyirle ele alır. İki eserin kesiştiği en belirgin nokta, Descartes ve Newton tarafından temellendirilen Kartezyen-Newtoncu paradigmanın tanımı ve eleştirisidir.

125
0
24 Şub 20265 dk.
68 Kuşağı'nın Dönüşümü
68 Kuşağı'nın "kendi olma", "kendini özgürce ifade etme" ve "sürüden ayrılma" tutkusu, yetmişli yıllarla birlikte kapitalizm tarafından yepyeni ve devasa bir pazar olarak keşfedilmişti. Siyasi bir sistem karşıtlığıyla yola çıkan bu gençler; zamanla sistem tarafından kendileri için özel olarak üretilen kıyafetlerin, müzik endüstrisinin, kişisel gelişim akımlarının ve bireyselleştirilmiş yaşam tarzı ürünlerinin en sadık tüketicileri haline gelmişlerdi.

100
0
22 Şub 20266 dk.
Hilmi Ziya Ülken'de "Ruhi Çaba" Kavramı
Hilmi Ziya Ülken'in Varlık ve Oluş eseri, insan şuurunun inşasını ve özgürlüğe ulaşma serüvenini "ruhî çaba" kavramı üzerinden temellendirir. Klasik biyolojik veya mekanik insan tanımlamalarının aksine Ülken, insanı doğanın pasif bir uzantısı olarak görmez; onu kendi varoluş krizini aşmak, hürriyetini bir fetih olarak kazanmak ve aşkın değerler dünyasını yaratmak zorunda olan aktif bir direniş merkezi olarak konumlandırır. Bu bağlamda ruhî çaba, insanın doğuştan getirdiği biyolojik...

243
0
22 Şub 202618 dk.
Tasavvufta Varlık ve Zaman
I. BÖLÜM: VARLIĞIN ONTOLOJİK HİYERARŞİSİ 1.1. Mutlak Varlık ve İzafi Varlık Ayrımı Tasavvufi düşüncenin merkezinde "Vücûd" (Varlık) kavramı yer alır. Varlığı anlamak, sadece "neyin var olduğunu" bilmek değil, "var olmanın ne anlama geldiğini" ve bu var oluşun kaynağı ile olan irtibatını çözmektir. Ancak bu vücûd, alelade bir "orada bulunma" hali değildir. Varlık, modern insanın zihninde somut, elle tutulur ve gözle görülür bir "madde" yığınına indirgenmiş olsa da, İslam irfan geleneğinde ve...

180
0
22 Şub 20265 dk.
İbda Diyalektiğine Göre Dilin Ortaya Çıkışı
Salih Mirzabeyoğlu'nun İbda diyalektiğinde ilk insan ve ilk dilin ortaya çıkışı bağlamında Diyalektik Materyalizm'in antropolojik tezlerinin çürütülmesi.

122
0
19 Şub 202613 dk.
Modern Evrim Teorisinin Bergsoncu Okuması
Modern evrim teorisinin Bergson'un Yaratıcı Evrim görüşü doğrultusunda okuması.

160
0
17 Şub 20269 dk.
Bergson Felsefesinde Hayatın Tekamülü
Henri Bergson'un Yaratıcı Tekamül eserinde ortaya koyduğu hayat hamlesi (yaşam atılımı) teorisinin özeti.

122
0
17 Şub 202612 dk.
Varlık ve Oluş Kavramları
Varlık ve Oluş kavramlarının felsefede, sosyolojide, biyolojide, psikolojideki tahlili.

86
0
13 Oca 20269 dk.
Bir Düşünce Deneyi: Marx Olmasaydı Sosyalizm Ne Olurdu?
marx ve engels olmasaydı sosyalizm ne olurdu, sistemsiz islamcılık

321
0
8 Oca 20266 dk.
Bir Devrin Sonu: Neoliberalizmin Çöküşü
Tarihin sonu değil ama bir devrin sonundayız. Modernitenin hikâyesi, insanın özgürleşme vaadiyle başlayıp, kendi arzularının hapishanesine girmesiyle sonuçlanmıştır. Önümüzdeki süreçte, ya sermayenin kurguladığı, devletlerin silikleştiği, bireylerin yalnızlaştığı ve sanal hazlarla avutulduğu bir "lümpen kapitalizm" evresine geçeceğiz; ki bu, içi boşaltılmış, gösterişe dayalı ve insani derinliği olmayan plastik bir distopyadır. Bu, insanın "uslu ve mutlu bir tüketim makinesine" dönüşmesidir.

305
0
30 Ara 20257 dk.
Cemil Meriç Gerçekten İdeoloji Karşıtı mı?
Cemil Meriç’in “İdeolojiler, idrakimize giydirilen deli gömlekleridir” sözü, Türk düşünce tarihinin en çok yanlış anlaşılan, bağlamından koparılan beyanlarından biridir. Bu algı apaçık yanlıştır; çünkü Cemil Meriç, modern dünyada yol alabilmek için ideolojilerin gerekliliğini inkâr etmez.

476
0
29 Ara 202513 dk.
Özgün Bir Tarih Anlayışının Gerekliliği
Türkiye’de bu hazineyi işleyecek "teorik cesaret"e sahip tek isim, ideolojik bir saikle hareket eden Necip Fazıl olmuş, fakat o da toplumda ve akademide derinliğine anlaşılamamıştır. Necip Fazıl’ın tarih üzerine geliştirdiği tezler, genellikle ve sığ bir bakışla, Cumhuriyet rejiminin resmi tarih tezine karşı geliştirilmiş politik bir reaksiyon veya bir "karşı-devrim" metni olarak okunmuştur. Oysa Necip Fazıl’ın tarih muhasebesi, rejime muhalefet etmenin çok ötesinde, tıpkı Valery ve Weber’in Bat

347
0
26 Ara 20257 dk.
Göbeklitepe Tarih Anlayışını Nasıl Değiştirdi?
Göbeklitepe keşfi tarih anlayışında neyi değiştirdi?

675
0
25 Ara 20254 dk.
Agnostik Bilginin Gnostik Bilgiye Dönüşme Zorunluluğu
İslam düşünce geleneğinde varlık, kendi başına kaim, bağımsız bir entite değil; Yaradan’ın isim ve sıfatlarının tecelli ettiği bir "ayetler mecmuası" (işaretler bütünü) olarak tanımlanır. Bu bağlamda insan, bu işaretleri okumak, anlamlandırmak ve "Marifetullah" adı verilen ruh ve idrak katına ulaşmakla mükellef bir "özne"dir. "Allah âlemi insan için, insanı ise Kendini bilmesi (Marifetullah) için yarattı." Bu kadim hakikat, varoluşun omurgasıdır.

145
0
24 Ara 202512 dk.
Ruhçu İktisadın Temelleri
"Duygu kışkırtılabilir, yeni zevkler gösterilebilir, psikoloji insanı dışyüzden mânâlandırarak, insan “özü”ne nisbet etmeyen tekliflerde bulunabilir, arzular reklâm ve propagandayla yönlendirilebilir, ekonomi refah yolunda ilerleyebilir, ama “insan” sır olarak kalır." — Mirzabeyoğlu, Necip Fazıl'la Başbaşa 1. İktisadın Merkezi: Madde Değil İnsan İktisat, modern dünyanın algıladığı şekliyle, sadece rakamların, grafiklerin, arz ve talep eğrilerinin soğuk dünyası değildir. İktisat, insan...

458
0
22 Ara 20259 dk.
Batı'da ve İslam'da Mülkiyetin Temellendirilmesi
Giriş: Sömürünün Felsefî Temelleri Siyaset felsefesi tarihi, genellikle aydınlık bir ilerleme hikâyesi olarak anlatılır. Bu anlatının merkezinde, "Özgürlüğün Babası" olarak anılan John Locke durur. 17. yüzyıl İngiltere’sinde kaleme aldığı eserler, modern anayasaların, bireysel hakların ve liberal demokrasinin temel taşlarını döşemiştir. Ancak Locke’un mirası, sadece özgürlüklerin teminatı değil, aynı zamanda modern sömürgeciliğin ve kapitalist mülkiyet ilişkilerinin en güçlü...

533
0
16 Ara 20255 dk.
Mirzabeyoğlu'na Göre "İslam'ı Yaşamak"
Bilindiği gibi (!) Necip Fazıl, “amel” yerine “aksiyon” kavramını kullanır. Zira ona göre lisanımızda "aksiyon" kelimesiyle barışabilecek ve onun yerini tutabilecek tek kelime olan “amel”in anlamı zamanla daraltılmış ve gerçek kapsamından koparılmıştır. Bizim dar anlayışımızda "amel" kelimesi, sadece belli başlı ibadetlere (namaz, oruç vb.) hasredilmiş bir kavram gibi anlaşılmaktadır. Halbuki amel, sadece ibadetlerden ibaret değildir; ibadetlere bağlı sayısız içtimai (sosyal) vazifeyi ve...

219
0
11 Ara 20256 dk.
Mirzabeyoğlu Niçin Batı Felsefesinin Kavramlarını Kullanıyor?
Salih Mirzabeyoğlu, Büyük Doğu'nun "niçin" boyutunu ve "teorik dil" alanını temsil ettiğini belirtir. Bu misyon, onun üslubunu "teknik dil" halinde belirlemesini zorunlu kılmıştır. Eserlerinde Batı felsefesinin kavramlarını kullanma sebebi de taklit veya kopyalamak değil; bu kavramları tahakküm altına almak, dönüştürmek ve İslamî dünya görüşü içerisinde yeniden inşa etmek stratejisine dayanır. İBDA mimarisi, kendini "İslâm Tasavvufu ve Batı Tefekkürü" kanatları arasında yerini alan bir yapı olar

366
0
10 Ara 20256 dk.
Salih Mirzabeyoğlu’nun Geist Kavramı
"Geist" kavramı, Almancada hem "Ruh", hem "Zihin", hem de "Mânâ" anlamlarına gelen çok katmanlı bir kelimedir. Batı felsefesinde, özellikle Alman İdealizmi ve Fenomenolojisi içinde merkezi bir yere sahiptir. Hegel, Geist kavramının zirve noktasıdır. Ona göre Geist, sadece insanın kafasındaki bir zihin değil, varlığın bizatihi kendisidir. Kâinat, Geist'ın kendini açma, tanıma ve gerçekleştirme sürecidir.

472
0
9 Ara 20259 dk.
Jung'ta Yaşam Enerjisi ve Bireyleşme
Psikoloji tarihinin en meşhur yol ayrımı, kuşkusuz Sigmund Freud ve onun "veliaht prensi" olarak gördüğü Carl Gustav Jung arasında yaşanmıştır. Bu entelektüel kopuşun merkezinde adeta bir dünya görüşü farkı yatar.

241
0

Reha Kansu

Diğer Eylemler

"Eski usullerle İslam’ın öğretilmesi devri artık bitti. Ümmî imanı kalmadı.

Şimdi yeni şeyler söylemek lâzım… Allah’a giden yol sonsuz sayıdadır.

Resim, müzik, şiir, roman, mimari, tiyatro; sonsuz…

Bunlar arasından bir yol bulup o yolun dervişi olmaya bakın!"​​

Salih Mirzabeyoğlu

bottom of page