top of page

Profil


Yazılarım (57)

13 Oca 20269 dk.
Bir Düşünce Deneyi: Marx Olmasaydı Sosyalizm Ne Olurdu?
marx ve engels olmasaydı sosyalizm ne olurdu, sistemsiz islamcılık

267
0
8 Oca 20266 dk.
Bir Devrin Sonu: Neoliberalizmin Çöküşü
Tarihin sonu değil ama bir devrin sonundayız. Modernitenin hikâyesi, insanın özgürleşme vaadiyle başlayıp, kendi arzularının hapishanesine girmesiyle sonuçlanmıştır. Önümüzdeki süreçte, ya sermayenin kurguladığı, devletlerin silikleştiği, bireylerin yalnızlaştığı ve sanal hazlarla avutulduğu bir "lümpen kapitalizm" evresine geçeceğiz; ki bu, içi boşaltılmış, gösterişe dayalı ve insani derinliği olmayan plastik bir distopyadır. Bu, insanın "uslu ve mutlu bir tüketim makinesine" dönüşmesidir.

284
0
30 Ara 20257 dk.
Cemil Meriç Gerçekten İdeoloji Karşıtı mı?
Cemil Meriç’in “İdeolojiler, idrakimize giydirilen deli gömlekleridir” sözü, Türk düşünce tarihinin en çok yanlış anlaşılan, bağlamından koparılan beyanlarından biridir. Bu algı apaçık yanlıştır; çünkü Cemil Meriç, modern dünyada yol alabilmek için ideolojilerin gerekliliğini inkâr etmez.

443
0
29 Ara 202513 dk.
Özgün Bir Tarih Anlayışının Gerekliliği
Türkiye’de bu hazineyi işleyecek "teorik cesaret"e sahip tek isim, ideolojik bir saikle hareket eden Necip Fazıl olmuş, fakat o da toplumda ve akademide derinliğine anlaşılamamıştır. Necip Fazıl’ın tarih üzerine geliştirdiği tezler, genellikle ve sığ bir bakışla, Cumhuriyet rejiminin resmi tarih tezine karşı geliştirilmiş politik bir reaksiyon veya bir "karşı-devrim" metni olarak okunmuştur. Oysa Necip Fazıl’ın tarih muhasebesi, rejime muhalefet etmenin çok ötesinde, tıpkı Valery ve Weber’in Bat

330
0
26 Ara 20257 dk.
Göbeklitepe Tarih Anlayışını Nasıl Değiştirdi?
Göbeklitepe keşfi tarih anlayışında neyi değiştirdi?

651
0
25 Ara 20254 dk.
Agnostik Bilginin Gnostik Bilgiye Dönüşme Zorunluluğu
İslam düşünce geleneğinde varlık, kendi başına kaim, bağımsız bir entite değil; Yaradan’ın isim ve sıfatlarının tecelli ettiği bir "ayetler mecmuası" (işaretler bütünü) olarak tanımlanır. Bu bağlamda insan, bu işaretleri okumak, anlamlandırmak ve "Marifetullah" adı verilen ruh ve idrak katına ulaşmakla mükellef bir "özne"dir. "Allah âlemi insan için, insanı ise Kendini bilmesi (Marifetullah) için yarattı." Bu kadim hakikat, varoluşun omurgasıdır.

135
0
24 Ara 202512 dk.
Ruhçu İktisadın Temelleri
"Duygu kışkırtılabilir, yeni zevkler gösterilebilir, psikoloji insanı dışyüzden mânâlandırarak, insan “özü”ne nisbet etmeyen tekliflerde bulunabilir, arzular reklâm ve propagandayla yönlendirilebilir, ekonomi refah yolunda ilerleyebilir, ama “insan” sır olarak kalır." — Mirzabeyoğlu, Necip Fazıl'la Başbaşa 1. İktisadın Merkezi: Madde Değil İnsan İktisat, modern dünyanın algıladığı şekliyle, sadece rakamların, grafiklerin, arz ve talep eğrilerinin soğuk dünyası değildir. İktisat, insan...

401
0
22 Ara 20259 dk.
Batı'da ve İslam'da Mülkiyetin Temellendirilmesi
Giriş: Sömürünün Felsefî Temelleri Siyaset felsefesi tarihi, genellikle aydınlık bir ilerleme hikâyesi olarak anlatılır. Bu anlatının merkezinde, "Özgürlüğün Babası" olarak anılan John Locke durur. 17. yüzyıl İngiltere’sinde kaleme aldığı eserler, modern anayasaların, bireysel hakların ve liberal demokrasinin temel taşlarını döşemiştir. Ancak Locke’un mirası, sadece özgürlüklerin teminatı değil, aynı zamanda modern sömürgeciliğin ve kapitalist mülkiyet ilişkilerinin en güçlü...

500
0
16 Ara 20255 dk.
Mirzabeyoğlu'na Göre "İslam'ı Yaşamak"
Bilindiği gibi (!) Necip Fazıl, “amel” yerine “aksiyon” kavramını kullanır. Zira ona göre lisanımızda "aksiyon" kelimesiyle barışabilecek ve onun yerini tutabilecek tek kelime olan “amel”in anlamı zamanla daraltılmış ve gerçek kapsamından koparılmıştır. Bizim dar anlayışımızda "amel" kelimesi, sadece belli başlı ibadetlere (namaz, oruç vb.) hasredilmiş bir kavram gibi anlaşılmaktadır. Halbuki amel, sadece ibadetlerden ibaret değildir; ibadetlere bağlı sayısız içtimai (sosyal) vazifeyi ve...

187
0
11 Ara 20256 dk.
Mirzabeyoğlu Niçin Batı Felsefesinin Kavramlarını Kullanıyor?
Salih Mirzabeyoğlu, Büyük Doğu'nun "niçin" boyutunu ve "teorik dil" alanını temsil ettiğini belirtir. Bu misyon, onun üslubunu "teknik dil" halinde belirlemesini zorunlu kılmıştır. Eserlerinde Batı felsefesinin kavramlarını kullanma sebebi de taklit veya kopyalamak değil; bu kavramları tahakküm altına almak, dönüştürmek ve İslamî dünya görüşü içerisinde yeniden inşa etmek stratejisine dayanır. İBDA mimarisi, kendini "İslâm Tasavvufu ve Batı Tefekkürü" kanatları arasında yerini alan bir yapı olar

334
0
10 Ara 20256 dk.
Salih Mirzabeyoğlu’nun Geist Kavramı
"Geist" kavramı, Almancada hem "Ruh", hem "Zihin", hem de "Mânâ" anlamlarına gelen çok katmanlı bir kelimedir. Batı felsefesinde, özellikle Alman İdealizmi ve Fenomenolojisi içinde merkezi bir yere sahiptir. Hegel, Geist kavramının zirve noktasıdır. Ona göre Geist, sadece insanın kafasındaki bir zihin değil, varlığın bizatihi kendisidir. Kâinat, Geist'ın kendini açma, tanıma ve gerçekleştirme sürecidir.

445
0
9 Ara 20259 dk.
Jung'ta Yaşam Enerjisi ve Bireyleşme
Psikoloji tarihinin en meşhur yol ayrımı, kuşkusuz Sigmund Freud ve onun "veliaht prensi" olarak gördüğü Carl Gustav Jung arasında yaşanmıştır. Bu entelektüel kopuşun merkezinde adeta bir dünya görüşü farkı yatar.

194
0
8 Ara 202515 dk.
Tarih Boyunca İslam'a Muhatap Anlayış (3)
Salih Mirzabeyoğlu'nun fıkha bakışını anlatır. İslam'a Muhatap Anlayış kavramı temelinde açıklamalar sunar.

523
0
6 Ara 202513 dk.
Fenomenoloji ve Varoluşçuluk (Seri Finali)
GİRİŞ Bu makale, toplamda 14 yazıdan oluşan “Fenomenoloji ve Varoluşçuluk” serimizin son yazısıdır. Konular, Bergson ile başlayıp Bergson’la biten helezonik bir döngü biçiminde iç içe sıralanmıştır. Sırasıyla; Bergson, Husserl, Heidegger, Sartre, Scheler, Kierkegaard, Schopenhauer, Nietzsche ve tekrar Bergson… Amacımız bu düşünürler arasındaki ortak ve farklı noktaları vurgulamak, böylece bazı temel meseleleri ve kavramları tanıtmaktır. İlk kısım, Bergson ve Husserl arasındaki fikrî benzerlik...

233
0
3 Ara 20254 dk.
Yeni Osmanlılar’ın Eklektizmi
Yeni/Genç Osmanlılar, modernleşmeyi Batı’dan “hazır reçete” olarak ithal eden Tanzimat bürokrasisine karşılık; hem İslâmî meşruiyeti hem modern kurumları birleştiren bir çerçeve kurmak istemişlerdir. Ancak bu çerçeve, belirli bir ideolojik tutarlılığı olmayan; İslâm, liberalizm, meşrutiyetçilik ve romantik milliyetçilik arasında gidip gelen eklektik bir düşünce yapısıyla karakterize edilmiştir.

182
0
30 Kas 202513 dk.
Tarih Boyunca İslam’a Muhatap Anlayış (2)
İslâm düşünce mirası incelendiğinde, "İslama Muhatap Anlayış"ın tarih boyunca üç ana gövde üzerinden yürüdüğü görülür: Fıkıh, Kelâm ve Tasavvuf. İmam Gazâlî’nin kendi çağında felsefeyle hesaplaşarak yaptığı, İmam-ı Azam’ın Kûfe’nin karmaşasında hukuku kurarak yaptığı şey neyse; bugün “İslâm’a Muhatap Anlayış” davası güdenlerin yapması gereken de odur. Fıkıh, kelâm ve tasavvuf disiplinleri, İslâm’a Muhatap Anlayış’ın geçmişteki müesses tezahürleriydi.

501
0
25 Kas 20258 dk.
Sadık Rıfat Paşa ve Tanzimat İdeolojisinin Kaynak Metni
Sadık Rıfat Paşa'nın Avrupa Ahvaline Dair Risalesi ile Tanzimat İdeolojisinin Analizi

106
0
22 Kas 20258 dk.
Tanzimat Şiirinde Geleneksel Dünya Görüşünün Krizi
Ziya Paşa'nın Terci-i Bent'inde Geleneksel Dünya Görüşünün Modern Kozmolojiyle Yaşadığı Kriz

160
0
20 Kas 202510 dk.
Osmanlı'da İdeolojik Tarihyazımının Öncüsü: Aşıkpaşazade
Osmanlı tarih yazıcılığının kurucu metinlerinden biri olan Menakıb u Tevârîh-i Âl-i Osman, yazarı Derviş Ahmed Aşıki yahut bilinen adıyla Aşıkpaşazade’nin (1393-1484) kişiliğinin derin izlerini taşır. Eserini, Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna ruh veren “gazi-derviş ideolojisini” canlı tutma, bu değerleri Fatih devrinin görkemi içinde yeniden yüceltme ve gelecek nesillere miras bırakma misyonuyla kaleme alır. Bu bakımdan metin, tarafsız bir vakanüvisin kroniği değil, Osmanlı Devleti’nin ruhi ve ask

236
0
14 Kas 202517 dk.
İBDA Düşüncesinde Hürriyet: Hegel ve Varoluş Felsefeleriyle Karşılaştırmalı Analiz
Bu analiz, Mirzabeyoğlu'nun farklı eserlerindeki referansları bir araya getirerek, onun bu temellere dayanan özgün hürriyet anlayışını bütüncül bir perspektifle ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bunu gerçekleştirmenin ilk adımı, Salih Mirzabeyoğlu'nun "İslama Muhatap Anlayış" adlı eserinin "Karar" bölümünde, varoluşçu felsefeye yapılan göndermeleri ve kavram düzeyinde bu felsefi akımla kurulan diyaloğu irdelemektir. Bu ilk bölümde, söz konusu metinde kullanılan terminoloji ve kavram yapısını, 20. y

494
0
12 Kas 20256 dk.
Salih Mirzabeyoğlu'nun Diyalektik Eleştirisi
Hegel ve Marx’ta eksik olan "değişmez temeli" sağlayan bu kavram, Kur'an ve Sünnet'e dayalı mutlak hakikatler bütününü ifade eder. Bu, felsefi bir soyutlama değil, imana dayalı bir bedahettir. Hegel'in diyalektik bir süreç sonunda mutlaklaşan Mutlak Ruh’unun (Geist) aksine, İbda'nın Mutlak Fikir'i, ezeli olarak var olan ve tüm değişmelerin kendisine dayandığı değişmez bir hakikat zeminidir. Bu zemin, felsefenin en temel problemlerinden biri olan "değişme ile değişmezlik" arasındaki zıtlığı çözer

544
0
4 Kas 20258 dk.
Necip Fazıl ve İdealist Tarih Anlayışı
Necip Fazıl’ın bütün tarih analizleri, tarihî devirlere hâkim olan kolektif ruh ve karakter biçimlerinin bize tarihi vakalar arasındaki gerçek sebep-sonuç ilişkilerini gösterdiğini savunan idealist bir tarih görüşüne dayanır. Onun tarih anlayışı, hem metafizik bir zemine hem de ahlâkî bir gayeye dayanır. Bu makalede ele alacağımız husus, Necip Fazıl’ın tarih anlayışının yöneldiği, görünür olaylar dizisinin ardında işleyen söz konusu ruhî durumdur.

485
0
3 Kas 20257 dk.
Tarih Metafiziği (2): Herder
1. Herder Kimdir? 18. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa düşüncesi, bir yandan Aydınlanma aklının, öte yandan romantizmin eşiğindeydi. Newton’un doğa bilimiyle Kant’ın saf aklı, evreni matematiksel bir düzene indirgerken, Voltaire’in ilerleme inancı tarihe düz bir çizgi içinde anlam yüklüyordu. Ancak bu soyut akılcılığın karşısında, insanın duygularını, kültürünü, dilini ve tarihî derinliğini savunan bir damar belirdi: Herder, bu damarının kurucu ismidir. Herder, Prusya’nın doğusunda,...

75
0
2 Kas 20256 dk.
Tarih Metafiziği (1): Giambattista Vico
Giambattista Vico (1668–1744), Napoli’de yaşamış İtalyan bir düşünür, hukukçu, retorikçi ve tarih filozofudur. Modern düşünce tarihinin en özgün ve en derin isimlerinden biridir; ama aynı zamanda en çok “gecikmiş” keşiflerinden biridir. Hayatı boyunca üniversite kürsülerinde çalışmış, ancak yaşadığı dönemde fikirleri geniş yankı bulmamıştır.

72
0

Reha Kansu

Diğer Eylemler

"Eski usullerle İslam’ın öğretilmesi devri artık bitti. Ümmî imanı kalmadı.

Şimdi yeni şeyler söylemek lâzım… Allah’a giden yol sonsuz sayıdadır.

Resim, müzik, şiir, roman, mimari, tiyatro; sonsuz…

Bunlar arasından bir yol bulup o yolun dervişi olmaya bakın!"​​

Salih Mirzabeyoğlu

bottom of page